Başarılı Bir Mülakatın Püf Noktaları



2017-09-16

İş arayanlar için çoğu mülakat, bir kaygı unsuru ve stres kaynağıdır. Bu kaygıyı azaltmanın yolların başında,  gerçek mülakat öncesi yapılan prova (deneme) mülakatları ile her ne kadar öncesinde tahmini zor olsa da gece gündüz üzerinde çalışılan muhtemel sorular ve cevapları yatıyor.

İş avında olan, mülakata girecek adaylar için mülakata iyi bir hazırlık yapmak ne kadar önemli ise, mülakat yapacak kişiler için de doğru sorular sormak o kadar önemli. Doğru soruları soramamak, mülakat yapan kişi olarak rolünüzü ortaya koyamamanın bir neticesi. Bu sonuç, insiyatif gösterememek, empati kuramamak, bilgi eksikliği ve yeterince araştırma yapılmadığı konusunda aday nezdinde olumsuz bir izlenim yaratmak ve daha birçok olumsuzluk getiriyor. Doğru soru sorulduğu takdirde, doğru işe alım kararını vermek için de iyi bir adım atılmış oluyor. İsabetli soru seçimi, işini doğru bir şekilde yapma işlevinin ötesinde, adayın niteliklerine uygun hareket etmeye, soruları doğru bir şekilde yorumlayabilmeye de kapı açıyor.

Glassdoor iş arama sitesinde de, birçok şirketin yanı sıra özellikle Apple gibi adayları fazlasıyla cezbeden şirketlerin de mülakatlarında sorduğu sorulara yer veriliyor, Örneğin, İlginç bir problem ve bu problemi nasıl çözeceğinizi tasarlayın, 8 yaşındaki bir çocuğa modem/router ve fonksiyonlarını nasıl açıklarsınız? Sadece sesinizi kullanarak bir müşteriye yardım etmekte istekli olduğunuzu gösterebilir misiniz? gibi..

Mülakata giren aday olarak aşağıdaki sorulara muhatap olmayı veya mülakat yapan kişi olarak bu tarz soruları kullanmayı tercih eder misiniz? Aday olarak nasıl cevaplar verirsiniz?

Her mülakat sorusu altın değerinde

Bu pozisyon için çok sayıda aday başvurdu, sizi neden seçelim?

Muhtemel cevaplar şu şekilde başlayabilir. Beni seçmelisiniz çünkü …………….. başarılıyım, sorumluluk sahibiyim, sabırlıyım….

Zayıf ve üstün olduğunuz durumlar neler?

Üstünlükler listesi kabarık. Zayıf olduğunuz alanların farkında mısınız? Farkında olsanız bile ne kadarını paylaşmak istersiniz? İşkolik bir insanım, bu sebeple iş-aile dengesi kurmakta zorlanıyorum. Mükemmeliyetçiyim. Sizin zayıflık olarak nitelendirdiğiniz özellikler, hem yapmaktan hoşnut olduğunuz, hem de yöneticilerin arzu edeceği bir durum olabilir mi? Özgeçmişlere de baktığımızda herkesin en üstün(!) yönlerini daha fazla yansıttığını görüyoruz.

Bizimle ne kadar süre çalışmayı düşünüyorsunuz?

Öğrenmeye, gelişmeye, kendime ve çevreme katkı sağlamaya devam ettiğim sürece sizinle çalışacağım. Bu cevap şaşkınlık yaratmasa da, “daha cazip bir iş bulana kadar sizinleyim” demek de çok gerçekçi karşılanabilir.  

Bu işi neden istiyorsunuz?

İş ilanınızı gördüğüm zaman, sizin ve açtığınız pozisyon hakkında yeterince bilgi sahibi olmasam da merak edip araştırma yaptım, ilgimi çektiniz, heyecan duydum.

En son çalıştığınız kurumda çalışma arkadaşlarınız, yöneticiniz sizin hakkınızda ne düşünüyordu?

Bir önceki iş yerinizde kötü bir deneyim yaşadınız ve kovuldunuz, bu deneyimi nasıl yansıtacaksınız?

Gelecek 5, 10 sene içerisinde kendinizi nerede görüyorsunuz?

Bu kadar belirsiz koşullar altında öngörebildiğiniz geleceğe dair yapacağınız içten yorumlar kuşkusuz inandırıcı gelecektir.

Bize ne gibi katkılar yapacaksınız?

Size katabileceklerim konusunda kendime inancım var. Yeniden bir işe başlamak, yeni bir iş ortamına adım atmak benim için de heyecan verici. Yapılabilecekleri gelin birlikte görelim.

Düşmanınız sizi nasıl tanımlar?

Bu soruya verilecek uygun yanıtlardan biri de, düşman yaratacak bir aday olmadığınızın vurgusunu yapmak olabilir. Aslında düşmandan ziyade, zorlu bir rakip olduğunuz konusunda mülakatçıyı inandırmanız tavsiye edilebilir.

Sonuç olarak, adayı iyi bir şekilde değerlendirmek ve iş ile birlikte organizasyon için de doğru işe alım kararını vermek için her mülakatın ve her işe alımın kıymetli olduğunu göz önünde bulundurmak, hazırlıklı, yaratıcı, tutarlı ve belli bir akış dahilinde mülakat soruları sormak gerekiyor. Böylelikle adayları daha da rahatlatmanız ve onlardan doğru cevapları almanız mümkün. 

HBRTürkiye


Yazıyı Paylaş